Kavuk Teslim Töreninden Önce İki Oyuncu Duygularını Anlattı

0
36

Geleneksel Türk Tiyatrosu’nun en önemli simgelerinden olan kavuk, 20 Eylül Pazar akşamı İBB’nin de desteği ile Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu’nda düzenlenecek özel bir devir teslim töreniyle Rasim Öztekin’den Şevket Çoruh’a devredilecek

Sağlık sorunları nedeniyle kavuğu kısa sürede devretmek zorunda kalan Öztekin, “Hüzünlü bir devrediş olacak. Çünkü ben kavuğu aldıktan sonra alkışlardan mahrum oldum” dedi. Tarihi kavuğu teslim alacak olan Şevket Çoruh ise “Bana verilmiş değil, bize verilmiş diye bakıyorum. Mart ayından beri kapalı salonlarına rağmen hâlâ içlerinde tiyatro aşkı olan, mesleklerini, sanatlarını yapmaya çalışan binlerce oyuncu arkadaşım, meslektaşım adına da alıyorum” dedi.

Kel Hasan Efendi’den İsmail Dümbüllü’ye ardından Münir Özkul, Ferhan Şensoy ve Rasim Öztekin’e emanet edilen Geleneksel Türk Tiyatrosu’nun en önemli simgelerinden olan kavuk, 20 Eylül Pazar akşamı İBB’nin de desteği ile Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu’nda düzenlenecek özel bir devir teslim töreniyle Rasim Öztekin’den Şevket Çoruh’a devredilecek. Tarihi tören öncesinde Rasim Öztekin ve Şevket Çoruh, duygu ve düşüncelerini paylaştı.

“Sağlığımdan Dolayı Yapamıyorum”

Sağlık sorunları nedeniyle kavuğu kısa bir sürede devretmek zorunda kalan Rasim Öztekin, karar anını şöyle anlattı:

* Ben ustamı, Ferhan Şensoy’u aradım. Böyle böyle diye anlattım. Dedim ki usta, ‘Sağlığımdan dolayı yapamıyorum” dedim.

* Onun için artık bende daha fazla kalmasının bir gereği yok. ‘Ben, Şevket Çoruh’u düşündüm, ne dersin?’ dedim. O da ‘Çok iyi fikir’ dedi.

Şevket Çoruh ise hiç beklemediği bir anda Rasim Öztekin’den telefon geldiğini belirterek, “Söyleyince bir sessizlik oldu, uzun bir sessizlik oldu. Sanırım Rasim Ağabey de duygulandı herhalde” dedi. Rasim Öztekin, “Şevket çok heyecanlandı. 1 hafta kadar uyuyamamış. 2 gün kadar ağlamış. Ondan sonra çok heyecanlanmış” diye o anları anlattı.

“Hüzünlü Bir Devrediş Olacak”

Kavuğun devir teslim töreninin çok sık karşılaşılmayan, tarihi bir an olduğuna dikkat çeken Öztekin, şöyle konuştu:

* Böyle törene sahip çıkmak çok güzel bir şey. Aslında hüzünlü bir devrediş olacak. Çünkü ben kavuğu aldıktan sonra alkışlardan mahrum oldum. Çünkü sağlığım dolayısıyla yapamadım tiyatro, canlı performans yapamadım. Kavuk alkış almadı yani bendeyken. Bundan dolayı biraz üzgünüm.

* Zaten çok çabuk devretmemin nedeni de bu. 4 sene bende kaldı. Eğer tiyatro yapamayacak durumdaysam kavuğun bende kalmasının bir anlamı yoktu.

* Kavuğu taşıma onuru, gururu, bütün tiyatro yaşantım içindeki en önemli olaydır. Ustamdan beratımı almaktır. Ondan mezun olmaktır. Böyle bir şeyle ödüllendirildiğim için gerçekten çok sevinçliyim, çok mutluyum.

“Şevket’in Oyunculuğunu Beğeniyorum”

Şevket Çoruh’un oyunculuğu hakkında konuşan Öztekin, şunları söyledi:

* Şevket’in oyunculuğunu beğeniyorum. Şevket’in ciddi anlamda tiyatroya katkıları da oldu.

* İşte bir Baba Sahne’yi oluşturdu. Çok güzel bir sahne kazandırdı. Onu yaşatmaya çalışıyor ve tiyatroya olan sevgisi, tiyatroya olan düşkünlüğünü biliyorum ve oynadığı oyunları da biliyorum. Dolayısıyla bunlar benim için bir kıstas oldu tabii.

Şevket Çoruh ise, şu ifadeleri kullandı:

* Geleneksel Türk tiyatromuzun simgesi olan kavuğun, 20 Eylül’de Rasim Ağabey’in elinden almak, devralmak benim için inanılmaz bir duygu. Geleneksel Türk Tiyatrosu’nu temsil eden bir simge.

* Aslında Türkiye’de her şeye tiyatro yapabilen, tiyatro salonları açan, oyunları oynayan, tüm tiyatro emekçilerinin simgesi. Ben de bir müddet bunu taşıyacağım.

“Binlerce Meslektaşım Adına Alıyorum”

“Beyoğlu’nda Ses Tiyatrosu’na ilk gittiğim zaman hissettiğim duyguları, ileride ben de yapmak istemiştim, ben de oluşturmak istemiştim” diyen Çoruh, şöyle konuştu:

* Türkiye’de birçok usta bunu denedi. Ferhan Ağabey bunların başında gelir ki 1885’te açılmış ve sonradan kaderine terk edilmiş bir Ses Tiyatro’sunu 30 küsür senedir yaşatıyor. Çok önemli bir şey bu.

* Biz de Kadıköy bölgesinde Anadolu Yakası’nda böyle bir salon bulup yeniden fabrika ayarlarına getirip, seyirciyle buluşturduk. Aslında ustalarımın yaptığını yapıyorum.

“Bana verilmiş değil, bize verilmiş diye bakıyorum bu kavuğu” ifadelerini kullanan Çoruh, “Bizler, Baba Sahne ya da Mart ayından beri kapalı salonlarına rağmen hâlâ içlerinde tiyatro aşkı olan, mesleklerini, sanatlarını yapmaya çalışan binlerce oyuncu arkadaşım, meslektaşım adına da alıyorum birazcık. O yüzden ‘ben’ değil, ‘biz’ olarak görüyorum” dedi.

 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz