SADELİĞİN ÇEKİM GÜCÜ

0
227
sadeligin resmi

Zeynep Arçay ile Maçka’daki showroom’unda bir araya gelip markanın yolculuğunu ve yeni sezonu konuştuk.

Zeynep Arçay’ın yarattığı dünyaya deriler hakim. Fazlasıyla sade ama çarpıcı, kimi zaman da über seksi formlarda  karşımıza çıkıyor.

Birkaç yıl öncesini hatırlıyorum, Instagram’da bir aşağı, bir yukarı  giderken  aynı anda  yapılan birkaç  paylaşımın  içeriği dikkatimi çekmişti. Kylie Jenner, Kaia Gerber, Katy Perry, Barbara Palvin, Jessica Biel ve liste uzayıp gidiyordu, ilk bakışta alıştığımız sokak stili fotoğraflarından sanmıştım. Fotoğrafların altyazılarını okuyunca fark etmiştim, hepsinin ortak noktası katıldıkları davetlerde ya da günlerini geçirmek için dışarı çıktıklarında stillerini Zeynep Arçay parçalarıyla tamamlamalarıydı. Markanın kurucusu Zeynep Arçay, annesini kaybettikten sonra konfor alanından çıkıp yıllarca çalıştığı telekomünikasyon sektöründeki deneyimini ardında bırakarak hayata ailesinden, kendinden bir parça bırakma arzusuyla markasını yaratıyor. “Hiçbir zaman hızlı büyümek istemedim ama” diyor. İşin sırrı doğru zamanda doğru adımları atmak. Koleksiyonlarında, tasarımlarında hep bir devamlılık söz konusu. Bunun başlıca nedeni zamansız parçaları, zamansız materyallerle üretmesi elbette.

İlkbahar/Yaz koleksiyonunuzu konuşarak başlayalım…

Şu ana kadar yaptığımız en hafif ve rahat giyilebilen hatta tamamıyla yaz mevsimini tanımlayan bir koleksiyon oldu. Hangi ana  elementler,  parçalar dikkat çekiyor?

Galiba koleksiyonun baş tacı trikolar ve poplin parçalar.

Özellikle küçük üstler, body’ler, elbiseler ön planda. Deride de küçük parçalar başrolde. Mini üstler, şortlar ve mini elbiseler. Süet yaza çok yakıştırdığım bir materyal, bu sezon deriye eşlik ediyor.

Bu koleksiyondan bir  Zeynep Arçay  parçasına yatırım yapmak istesek?

Sezonun en hit parçası triko tulum. Şimdiden birçok noktada ‘sold out’ olduğunu da mutlulukla söyleyebilirim.

Özellikle bu sezonu tasarlarken moodboard’da neler vardı?  Size ilham veren kadın  var mı?

Akdeniz ve Akdeniz çiçekleri. Biraz vintage ve 90’lar silueti. Charlotte Rampling ’i tek geçerim.

Deri uzun bir süre  Zeynep Arçay’ı tanımlayan anahtar kumaştı ancak artık başka materyaller de kullanıyorsunuz, bu geçişin özel bir sebebi  var mı?

Hedefimiz ‘lifestyle’ markası olmak. Koleksiyonun kendi içinde bütünlük sağlaması için de farklı materyalleri  eklemek kaçınılmazdı.

İlk tasarladığınız parça neydi?

Deri pantolon. Hatta  markayı kurmadan  çok önce sadece kendim için tasarladım. Bence markayı kurmamdaki en etkili nedenlerden biri oldu.

Deriyle çalışırken en zor olan şey ne?

Kalıp çok önemli. Deride doğru kalıbı oturtmak  diğer materyallere göre çok daha zor olabiliyor…

Deri doğası gereği uzun  seneler kullanılabilmesinden ötürü zaten sürdürülebilir bir materyal, ancak bir marka olarak bu konuyu nasıl ele alıyorsunuz, vegan deri kullanıyor musunuz?

Kullandığımız derileri sadece sürdürülebilirlik konusunda sertifika sağlayan  Leather Working Group (kâr amacı gütmeyen bir organizasyon ve standartları koruyabilmek adına üreticilere sertifika veriyor) tarafından onaylı üreticilerden temin ediyoruz. Tamamen  vegan deri kullanmıyoruz ama kullandığımız derilerin finisajının doğal materyallerle yapılmış olmasına dikkat ediyoruz.

Bir marka yönetirken, tasarım  yaparken size en çok ne keyif veriyor?

Ben Zeynep Arçay’ı kurduğumda  kendimi güçlü bulduğum yönlerimi tamamen yansıtabildiğimi hissettim. Markanın başarısını aslında büyük ölçüde buna bağlı- yorum. Hiç tanımadığım dünyanın bin bir noktasında  Zeynep Arçay’ı  sorup,  bulan ve keyifle kullanan kişiler olduğunu bilmek bana büyük bir haz veriyor…

Sizi her sabah ne motive eder?

Yeni bir güne başlama duygusu.

Farklı bir kariyer  tercih edip, markanızı kurduktan sonra  ‘Evet başardım’ hissini veren şey neydi?

İlk günden uluslararası  bir marka yaratma hedefim vardı. 2017’de Zeynep Arçay markasını oradaki pazara tanıtmak için New York’ta bir sunum yapmıştım. Mar- kayı ilk kez duyan, gören birçok kişiden ‘Burası çok zorludur, ama Zeynep Arçay ciddi bir oyuncu ve onu burada  göreceğimize kesinlikle inanıyoruz’ gibi yorumlar duymaya başlamıştım. İşte o an bana ‘Evet başardım’ hissi vermişti.